Kararları Hayata Geçirmek İçin 10 Adım

Ekran Resmi 2019-07-23 12.59.48

Sizin de harika kararlar aldığınız halde çeşitli bahaneler üreterek bir türlü harekete geçemediğiniz oluyor mu?

Bu hafta spora başlayacağım deyip de spor salonun kapısından bir türlü girememek… Hevesle satın aldığınız o birkaç kalın kitaba şöyle bir göz attıktan sonra onları bir kenarda unutmak… Diyetleri, hiç gelmeyen pazartesilere bırakmak…

O anki konfor alanının dışına çıkmayarak rahat gibi gözüken insan, aslında alt beynini “alınmış doğru karar” ile “onu uygulamamak” arasındaki bilişsel uyumsuzluğun çelişkisiyle baş başa bırakır.

Peki aldığımız o harika kararları nasıl aksiyona çevirebiliriz?

1- Hedefinizi netleştirin

Genellikle istediğimiz şeyleri kafamızda net bir resim, somut bir hedef ve açık bir amaç haline getiremeyiz. Biri bize hayallerimiz hakkında birkaç detaylı soru sorduğunda isteğimizin netliği ve sınırları hakkında şüpheye düşmeye başlarız. Oysa gideceği limanı bilmeyen yelkenliye hiçbir rüzgar yardım edemez. Bu nedenle isteğimizi netleştirmeli, tüm ayrıntılarıyla karşımızda görür gibi somutlaştırmalıyız.

Tam olarak ne istiyorsunuz? Bunu neden istiyorsunuz? Onu elde ettiğinizde ne hissedeceksiniz? Bu istek asıl amacınız için bir araç mı? O halde gerçekten ne istiyorsunuz?

2- Kendinizi kandırmaktan vazgeçin

Rutininizi ve “var olanı koruma” eylemlerinizi bir kenara bırakın. Sizi asıl hedeflerinize götürecek ve bir kazanan yapacak olan “ileri gitme eylemlerine” öncelik verin.

Uzun zamandır oluşturmayı planladığınız blogunuzu, “Ev çok dağınık, önce bir evi temizleyeyim.” diye yine ertelemeyin.

Listelediğiniz TEDx videolarını “Ama Cansu’yla önce bugünün dedikodusunu yapalım.” diye tüm gecenizi alacak bir telefon konuşmasına kurban etmekten vazgeçin.

Erken yol almanın fırsatlarını ve uyanık olmanın hazzını “Biraz daha uyusam ne çıkar” bahanesiyle uykuya kurban etmeyin

“İleri gitme” eylemlerinizi erteleyerek rahatınıza, rutininize veya “var olanı koruma eylemlerinize” öncelik verirseniz ilerleme asla gerçekleşmeyecektir. Planlarınıza önce sizi bir kazanan yapacak olan ileri gitme görevlerinizi koymalısınız.

Zorlu, yorucu, zaman alıcı ve konfor alanınızdan uzakta olsa bile…

3- “3K” kuralını uygulayın

Bir sağlık problemi için doktora gittiğinizde uygulanan işlem çok basittir. Doktor sizi muayene ederek film, tahlil vb. bir dizi tetkik yapar. Ardından bu veriler ışığında hastalığınıza bir teşhis koyar. Peki tedavi olmadan, hastalık giderilmeden tetkik ve teşhis bir anlam ifade eder mi?

İşte biz de hayatımızdaki sorunlar karşısında ne yazık ki tetkik ve teşhis konusunda tüm zaman ve enerjimizi harcıyoruz ama iş tedaviye gelince orada kalıyoruz.

İş veya özel hayatınızdaki sorunu günlerce düşünüp konuşsanız, o sorunlara binlerce örnek de verseniz, çözüm bulmadığınız ve o çözümü uygulamadığınız sürece bunun size hiçbir faydası olmayacaktır.

Unutmayın, tedavi yapılmadığı sürece tetkiklerin de, teşhisin de bir anlamı yoktur.

4- Pozitif enerjiye kapılarınızı açın

Bazen çevremizde enerjimizi tüketen insanlara fazla yer veririz. Bunlar arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız, akrabalarımız hatta eşlerimiz olabilir. Değişimimizi önlemek için sürekli mazeretler, nedenler bulan bu kişiler adeta içimizdeki coşkuyu emer. Bu tür kişileri fark etmek, onlarla geçireceğimiz zamanı kısıtlayıp iletişimimiz için en uygun formatı bulmak gerekir.

Sizi engellemek yerine destekleyecek yeni arkadaşlar edinmek, özellikle vizyonu geniş, enerjisi yüksek, pozitif kişilere yaşamınızda daha fazla yer vermek iyi olacaktır.

5- Kendinize değer verin

Kendini başkaları için yaşar hale getirip benliğini yok saymak veya en sona atmak bizi hayat mağduru yapar. Oysa, hayatımızı adadığınız kişilerin mutluluğu için önce bizim sağlıklı, güçlü ve mutlu olmamız gerekir.

Uçaktaki acil durum anındaki gibi, oksijen maskesini önce kendimize sonra çocuğa takmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bu yüzden başkaları için yaşamaya değil, kendimizi de içine katacağımız ortak hedefler geliştirmeye çabalamalıyız.

6- Bırakın mükemmel olmasın

Yapacağımız işe mükemmellik koşulunu koymak, çoğunlukla o işe başlayamama engelini de beraberinde getirir.

Uzun zamandır yazmayı tasarladığımız öykümüzün yayımlandığında nasıl beğenileceğini, nihayet açığa çıkaracağımız o yazarlık potansiyeline herkesin hayran kalacağını hayal etmek; o öyküyü yazıp da hiç ilgi görmemesinin yaratacağı hayalkırıklığıyla yüzleşme ihtimalinden daha konforludur.

Kusursuzluğu arayan bir yazar birinci sahnenin çeşitli sürümlerini yazmaktan oyunun gerisini yazamaz.

Pek çok durumda bilgimiz ve yetkinliklerimiz, yapacağımız iş için tam anlamıyla yeterli olmayabilir. İnsan yetkinliklerini “yaparak” kazanır.

7- Zamanı ve mali durumları yönetin

Aslında istediğimiz birçok şeyi genelde “zamanımız olmadığı için” erteleriz. Oysa her şey bir önceliklendirme ve planlı olma meselesidir. Haftalık, aylık ve yıllık planlar birçok şey için yeterli zamanımız olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Amaçlarımıza ulaşınca elde edeceğimiz faydaları kendimize hatırlatmamız da bizi motive edecektir.

İstediğimiz birçok şeyde olduğu gibi kendimizi dönüştürmek adına atmayı planladığımız adımlarda da yüksek maliyetler bize engel olabilir. Bu durumda “para yok ki” diye kestirip atmak yerine hem maliyeti azaltma seçeneklerini araştırmalı hem de kendi finansal durumumuzu iyileştirmeye çalışmalıyız. Gelir-masraf dengesini önyargısız biçimde tespit etmek, mali danışmanlık desteği almak ve kendi çözümlerimizi hayata geçirmek mantıklı olacaktır.

8- Yorgunluk bahanesini yok edin

Bizi hayatta tutan ve temel sorumluluğumuz olan görevlerimiz genelde zaten yorucudur. Yorgun argın eve gelip dinlenmek, çoğu kez spor salonuna / kursa / toplantıya / eğitime vb gitmekten daha çekici gelir. Ancak burada kaçırdığımız gerçek şudur: Kendimizi geliştirmek ve ileri gitme eylemlerine yer vermediğimiz sürece gerçekten dinlenip enerji toplamamız mümkün değildir. Aksi halde dinlendiğimizi sanıp tükenmişlik hissimizi büyütür ve mutsuz oluruz.

9- Kararsızlık sizi durdurmasın

Her kararın bir seçim olduğunu ve bir şeyi seçerken diğer şeyi kaybettiğimizi bilmek bizi kimi zaman harekete geçmekten alıkoyar. Yanlış karar verme korkusu ve seçmediğimiz şeyi kaybedecek olmanın olası pişmanlığı, karar vermemizi sürekli erteleyerek kendince bir çözüm bulan bir savunma mekanizmasına yol açar.

Oysa “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.” Denemek, en kötü ihtimalle ders almayı, “bunu da denedim” tecrübesi edinmeyi ve bir sonraki hamleyi daha sağlam atmayı sağlar.

Hiç denememek ise içinde “Ya deneseydim farklı olur muydu?” yazan bir notu şişeye koyup denize atmak gibidir. Kimse ne olacağını bilemez.

10- Kendinize inanın ve harekete geçin!

En uzun yollar bile ilk adımla başlar. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemeyeceğinizi unutmayın. Hedefinizi, başarmak istediğiniz amacınızı net olarak görün.

Ona ulaştığınızda hayatınızda nelerin daha güzel olacağını hayal edin.

Geçmişteki başarılı anlarınızı hatırlayın. Olumlu düşünün. Potansiyelinize inanın.

Aldığınız kararlar uygulanmadığı sürece bir işe yaramaz. Değişim, hedefe ulaşmak ve mutluluk için aklınızda her ne varsa şimdi harekete geçin.

*INTOWN dergisinin Mart 2019 sayısında yayımlanmıştır.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp