Çerçeve Değişirse Resim de Değişir

20190220_012909

Orhan Kemal, “Çikolata” adlı öyküsünde, sinirlenen bir kız için “…kızın kırmızı tokası sarardı” der. İlk okuyuşta tokanın nasıl olup da renk değiştirdiği ve bunun kızın öfkesiyle ne ilgisi olduğu belki anlaşılmayabilir ancak usta yazarın sanatsal bir ifadeyle anlattığı, normalde kırmızı olan tokanın, kızın öfkeden kıpkırmızı olan suratının yanında sarı gibi görünmeye başladığıdır.

Gerçekten bazı renkler tek başınayken başka, diğer rengin yanında başka algılanabilir. Az önce mavi gibi gözüken bir rengin yanına öyle bir mavi koyarsınız ki, o renk birden yeşil gözükür gözünüze.

Resimlerin çerçeveleri de bunun gibidir. Etrafındaki o renklerin ve şekillerin etkisi, görenin izlenimini ve yorumunu derinden etkiler. Çerçeveyi değiştirdiğinizde yeni bir resme bakar gibi olursunuz.

Bu, yaşamımızdaki birçok alan için de geçerlidir. O olayın niteliği, bizim ona hangi açıdan baktığımıza göre değişkenlik gösterir. NLP’de “yeniden çerçeveleme” olarak adlandırılan bu durum basit ama ilginç bir psikolojik gerçekliktir.

Örneğin bir ilişkinin başında bir kişiyi sevme nedenimiz ile ilişkinin sonunda onu itici bulma sebebimiz çoğunlukla aynı özelliğidir. Biz bu aynı özelliği farklı sözcüklerle ifade etmeye başlarız. Ona aşık olma nedenimiz ‘açıksözlü’ olması ise ondan uzaklaşma nedenimiz ‘patavatsız’ oluşudur. Özgüveni kibire, samimi oluşu laubaliliğe, eğlenceli olması çocukluğa dönüşür. O kişinin özellikleri aynıdır ama biz onları tanımlarken yeniden çerçeveleriz.

Günlük hayatımızda sıkça ve farkında olmadan yaptığımız bu yeniden çerçevelemeleri fark edebilmek ve bilinçli olarak işimize yarar şekilde kullanabilmek hiç ummadığımız çözümlere ulaşmamızı sağlayacaktır.

Peki günlük hayatta yeniden çerçevelemeyi nasıl kullanabiliriz?

1. Geniş açıdan bakmak

Bazen bir detaya takılıp bunu gereğinden daha büyük bir sorun olarak görür ve resmin tamamına bakmanın sağlayacağı avantajları gözden kaçırırız.

Örneğin çok beğendiğimiz halde ödeyebileceğimiz miktarın biraz üzerinde bir kira bedeli olan bir evi tutamadığımız için üzülürüz. Oysa geniş açıdan baktığımızda o evden işimize şimdiki gibi arabamızla gitmek zorunda kalmayacağımızı, tek vasıtayla ulaşabileceğimizi görürüz. Bunun sağlayacağı benzin ve otopark parasından elde edeceğimiz tasarrufun, aradaki kira farkına denk geleceğini görmemiz resmi bir anda değiştirecektir. Hatta apartmanın ortak spor odasını kullanacak olmak, bizi spor salonuna para vermekten de kurtaracağı için toplamda o evi daha bile kârlı hale getirmiş olabilir.

Ev aynı ev, kira bedeli aynı miktar. Ama şimdi evi tutuyoruz.

Resim aynı resim. Ama yeni çerçevesiyle gayet güzel gözükmeye başladı.

2. Parçalara bölmek

Bazen de sorun, genel durumun büyüklüğünden ve onun gözümüzü korkutmasından kaynaklanıyor olabilir. Bir seferde koca bir lokma yutmak yerine onu parçalara bölerek yemek çok daha kolay olacaktır.

Örneğin bir yıl içinde 36 kitap okumak kulağa nasıl geliyor? Muhtemelen asla başaramayacağınızı, gece gündüz kitap okuyacak zaman ve enerjinizin olmayacağını düşünüyorsunuz. Peki size günde sadece 20 dakikanızı ayırarak 15 sayfa okumanızı söylesem? Bu çok daha yapılabilir geliyor değil mi?

Oysa sizden aslında aynı şeyi istedim. Günde 15 sayfa, bir ayda 450 sayfa eder; bu da ayda ortalama 3 kitap demek. Yani bir yılda 36 kitap!

Gözünüzde büyüttüğünüz birçok şey, parçalara böldüğünüzde üstesinden gelinebilir ve kolay oluverir.

3. İçerik değiştirmek

Bir şeyin anlamını yeniden tanımlamak, harika bir yeniden çerçeveleme yöntemidir.

Örneğin trafikte kaldığınız anlar “boşa geçen stresli zaman”ken, sizin belirleyeceğiniz içeriğe göre “istediğiniz müziği son ses dinleyebildiğiniz bir özgürlük alanı” veya “yoğunluktan bir türlü arama fırsatı bulamadığınız eş dostla telefonda konuşmak için harika bir ölü zaman” da olabilir.

Aynı şey spor için de yapılabilir. Koşu bandında geçirilen bir saat son derece sıkıcı gelebilir ama yanınıza alacağınız tabletinizle bir yandan istediğiniz diziyi veya eğitim videosunu izlemek bu anı çok daha zevkli kılabilir.

Bir şeyi yapmaktan hoşlanmıyorsak içeriğini zevk alacağımız şekilde değişitirmek onu anlamlı ve çekici hale getirecektir.

4. Niteliği değiştirmek

Bir şeyin değerini biraz da içinde bulunulan koşullar belirler.

İstediğimiz zaman koşabilmemiz bizim için sıradan bir durumken felçli bir hastanın ayak parmaklarını hissetmeye başlaması mutluluk gözyaşlarına neden olur. En sevmediğimiz yemek, ıssız bir adada açlıktan bayılmak üzereyken karşımıza çıktığında artık onu beğenmeme lüksümüz yoktur.

Karşılaştığımız birçok durumun niteliğini değiştirmek, ona olan bakışımızı da belirler.

Sabahın karanlığında sıcacık yataktan kalkmak bir işkence gibidir. Ama gidecek bir işimizin olduğunu gösterir. Bu çerçeveden baktığınızda güne güzel başlarız.

Spor yapmak zor gelebilir. Ama spor yapabilecek kadar sağlıklı olduğumuzu ve onu daha iyiye götürebilme şansımız olduğunu bilmenin motivasyonu bu zorluğun üstesinden gelir.

Çerçeveyi değiştirmek, resmi değiştirmektir.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp